|
Militan sinemacılar topluluğu,sinemanın herşeyden önce bir "sanat" olduğunu hatırlatmak,sinemanın yanlış ellerde daha da kirletilmesini önlemek,kapitalizmin (devamı) |
Seyircisini Sarsmayı Seven Bir Usta
Michael HANEKE
İzleyicilerin " Funny Games / Ölümcül Oyunlar "la ile tanıdığı Haneke'nin Türk sinemaseverlerle buluştuğu ikinci filmi, geçtiğimiz yıl sinemalarımızda gösterilen, "Birleşmemiş Avrupa"nın öyküsünü anlatan " Code Inconnu : Récit Incomplet de Divers Voyages / Bilinmeyen Kod " olmuştu. 20. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde filmlerine özel bir bölüm ayrılan Avusturyalı yönetmen Michael Haneke, 2001 Cannes Film Festivali'nde " Jüri Özel Ödülü ", " En İyi Erkek Oyuncu " ve " En İyi Kadın Oyuncu " ödüllerine layık görülen " Piyanist " ile de sinamaseverlerin beğenisi topladı.
Filmlerinde seyircisini eğlendirmeyi değil, sarsmayı amaçlayan Michael Haneke, onların rahatını bozmaktan hiç rahatsız olmuyor. Londra'daki Orta Avrupa Kültürü Festivali'nde gösterilen beş filmlik retrospektifini izleyen seyircilere filmlerini " Size huzursuz seyirler dilerim " diyerek sunan yönetmen, filmlerinden söz ederken, " Kendi kendine yabancılaşmak, duygusal buzlaşma, gerçeklik duygusunu yitiren gerçeklik " gibi anlaşılması zor kavramlara başvuruyor.
Yine de, Haneke'nin filmleri, basit olmamakla birlikte, seyircinin kolayca ulaşabileceği, anlaşılabilir filmler. Artık sevmesini, hatta nefret etmesini bile bilmeyen bir toplumu anlatan Michael Haneke'nin amacı, çevremizdeki dünyaya karşı duygu ve tepkilerimizi bilemek. Yönetmen, özellikle medyanın bunları kütleştirdiğine inanıyor. Zamanlama, gerilimi tırmandırma ve mantıklı bir olay örgüsü kurma gibi standartları reddeden Haneke, izleyicilerini sıkmak, kızdırmak ya da hayal kırıklığına uğratmaktan çekinmiyor.
Bizi kendi sinema dünyasının içine çektikten sonra birden geri çekilen ve hem aldatılıp kandırıldığımızı, hem de bunu yapanlarla suç ortaklığı ettiğimizi gösteren Haneke, bir medya çağı yönetmeni için hayli sıradışı bir yaklaşım sergiliyor böylelikle.
Avusturyalı yönetmenin sinemaya girişi de sıradışı olmuştu. 1974'ten beri TV senaryoları yazmakta olan Haneke, sinemaya ve yönetmenliğe ilk kez İstanbul Film Festivali'nde de izleme imkanı bulduğumuz " Duygusal Buzlaşma " üçlemesinin ilk filmi " Der Siebente Kontinent / Yedinci Kıta "yla 1989'da başladı. Filmi gerçek bir öyküye, orta sınıftan Viyanalı bir ailenin intiharına dayanıyordu. Üçleme 1992 yapımı " Benny's Video / Benny'nin Videosu " ve Haneke'nin iki yıl sonra çektiği " 71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls / Bir Şans Kronolojisinin 71 Parçası " ile tamamlandı.
Bunlar, tutkudan tamamen yoksun filmlerdi. İnsanlar, hiç kastetmedikleri özürleri monoton bir şekilde mırıldanıyorlardı: Sözde karısına " seni seviyorum " diyen erkek aslında bira bardağına bakıyordu ve bir baba bir kızı öldürmüş olan oğlunu, sanki sıradan bir kabahat işlemiş gibi azarlıyordu. Ama Haneke ısrarla iyimser olduğunu söylüyordu. " Kötümser olanlar, eğlencelik filmleri yapanlar " diyordu. " İyimser kişi, insanları sarsıp kayıtsızlıktan kurtarmaya çalışır. "
Yönetmenin filmografisinde, beş yıl önce gerçekleştirdiği Kafka uyarlaması " Das Schloss / Şato " da var. Edebi uyarlamalara alışkın bir yönetmen olan Haneke'nin varoluşçu yanı da filmlerinde kendini hemen belli ediyor. Buna rağmen eleştirmenler, " Şato " filmiyle onun farklı bir yöne gittiğini düşündüler. Ama önceki yıl ülkemizde " Ölümcül Oyun " adıyla izlediğimiz " Funny Games " (1997) bu konudaki bütün kuşkuları sildi.
Michael Haneke, yine formunun zirvesindeydi. Temiz yüzlü iki delikanlı sayfiyedeki bir ailenin evine ödünç yumurta istemeye gelip onları esir alıyordu. Delikanlılar esir aldıkları aileyle oyunlar oynarken, Haneke de bizimle gönlünü eğliyordu. Seyircisini rahat sinema koltuğunda rahatsız ederek, aslında filmin kahramanlarının, kanın akmasını başlatan kişilerin bizler olduğumuzu hatırlatıyordu. Şiddete gerçek özelliklerini kazandırıyor, onu sinemasal taklitlerden uzaklaştırıyordu.
Bazı ülkelerde sansür, Haneke'nin şiddeti eleştirmek için şiddet kullanmasına karşı çıksa da, yönetmen başka bir yol olmadığı görüşünde.. Ona göre, Wim Wenders'in filmi " The End of Violence / Şiddetin Sonu " yeterince etkili değil, çünkü o filmde sadece konuşuluyor. " Mesele, neyi gösterebileceğimde değil. Daha çok, seyirciye var olanın yerine neler gösterildiğini fark etme fırsatı verip vermemekte. Özellikle şiddet konusunda mesele, şiddeti nasıl gösterdiğimde değil. Mesele, seyirciye şiddet ve şiddetin anlatılması konusunda kendi konumunu nasıl gösterdiğim."
1942'de Almanya'nın Münih kentinde doğan Michael Haneke, Viyana'da felsefe, psikoloji ve tiyatro eğitimi gördü. Mezun olduktan sonra 1967-70 arasında Südwestfunk Theater Company ile çalıştı, Alman televizyonuna senaryolar yazdı. Birçok oyun da sahneledi. 1970 yılından beri, hem sinema, hem de televizyon için yönetmen ve senarist olarak çalışıyor. 1989 yılında "Yedinci Kıta" ile Locarno Uluslararası Film Festivali'nde Ernest Artaria Ödülü'ne layık görülmesinin ardından, çeşitli festivallerde yine yönetmen ve senarist olarak ödüller aldı.
Bunların arasında " Yedinci Kıta "yla 1989 Locarno Uluslararası Film Festivali'nde aldığı Bronz Leopar; " Benny'nin Videosu " (1992) ile 1993 Avrupa Film Ödülleri'nde kendisine verilen FIPRESCI Ödülü; " Bir Şans Kronolojisinin 71 Parçası " (1994) için 1994 Katalonya Uluslararası Film Festivali'nde kazandığı " En İyi Film " ve " En İyi Senaryo " ödülleri, " Katalan Senaristler, Eleştirmenler ve Yazarlar Birliği Ödülü "; " Ölümcül Oyunlar "ın (1997) layık bulunduğu 1998 " Fantasporto Festivali Eleştirmenler Ödülü ", " Uluslararası Fantastik Film Özel Jüri Ödülü ", " Flanders Uluslararası Film Festivali FIPRESCI Ödülü ", 1997 " Chicago Uluslararası Film Festivali Gümüş Hugo - En İyi Yönetmen Ödülü " ile 2000 Cannes Film Festivali'nde son filmi " Bilinmeyen Kod " (2000) ile aldığı " Hıristiyan Birliği "ödülü bulunuyor...
Kapitalizmin gündelik yaşamlarımıza sızmak için kullandığı reklamları tersine bir bakış açısıyla izleyiciye sunmak amacıyla yeni bir proje başladı: Antikapitalist Reklamlar. Proje üç bölümden oluşuyor: Reklam senaryoları, Çekilmiş Reklam Filmleri ve Reklam Tasarımları
Bu kapitalizme karşı bir yarışmadır. Kazanmaya varsan hemen başvuru formunu doldurup filmini, senaryonu ya da tasarımını yollayarak bu yarışta yerini al.
www.sanalt.net
“Komünist olup olmadığınızı soracak olurlarsa, bunu göstermek için Parti üyelik kartı yerine tablolarınızı göstermeniz daha yerinde olur...”
(B. Brecht, “Consideration sur les arts plastique”)